30 Aralık 2009 Çarşamba

Herkesin Parmak İzi Farklıdır

0 yorum

Öğretmen çocuklara o gün yapılacak deney hakkında bilgiler verir. Çocuklara farklı farklı sorular sorarak çocukların ilgi ve meraklarını arttırır. Daha sonra deneyi yapmak için bütün çocukları etkinlik masasına toplar ve hep birlikte deneyi yaparlar. Bu deneydeki amaç çocuklara herkesin parmak izlerinin farklı olduğunu göstermek. Öğretmen deney bittikten sonra çocukların deney hakkındaki görüşlerini ve deney sırasında neler hissettiklerini sorar.
ARAÇ VE GEREÇLER: talk pudrası, seloteyp, siyah kağıt, büyüteç

EĞİTİM DURUMU
1. Baş parmağımızı talk pudrasına batıralım.
2. Pudralı parmağı seloteybe (yapıştırma işlerinde kullanılan, ince, saydam, bir yüzü yapışkan şerit) bastıralım ve parmak izi çıkaralım.
3. Seloteybi siyah kağıda yapıştıralım.
4. Herkesin parmak izini büyüteçle bakarak karşılaştıralım.
5. Parmak izleri arasında fark görüyor musunuz?

DENEYİN SONUCU
Herkesin parmak izlerinin farklı olduğu gözlenir.

29 Aralık 2009 Salı

Artık Materyal Çalışmaları

0 yorum

ARTIK MATERLYAL ÇALIŞMASI
Malzemeler: 1 tane tuvalet kağıdı rulosu
Renkli elişi kağıdı kulaklar için sarı, bıyıklar için siyah, ağız için turuncu (istenirse çocuklar istedikleri renkleri de kullanabilirler renk sınırlaması yapılmaz)
Bir çift plastik göz
Yapımı: Öğretmen rulo ile neler yapılabileceği hakkında konuşma yapar, çocuklara sorular sorar, çocuklardan fikir yürütmelerini ister daha sonra etkinlik yapımına geçilir. Önce rulonun üzerine pamuklar yapıştırılır. Daha sonra kesilmiş olan renkli elişi kağıtlarla kulaklar yapıştırılır.Daha sonra sırasıyla gözler, bıyıklar ve ağız yapıştırılır ve etkinlik tamamlanır.

Sayı Kavramı İle İlgili Eğitici Oyuncak Örnekleri

0 yorum

Sayı Kavramı İle İlgili Eğitici Oyuncak Örnekleri
Öğretmen daha önceden hazırlamış olduğu çiçekleri ve rakamları çocuklara dağıtır. Çocuklardan rakamların ve çiçeklerin olduğu elişi kağıtlarını kesmelerini ister. Çocuklar elişi kağıtlarını keserken öğretmen yapılacak etkinlik hakkında çocuklara bilgi verir. Faaliyetin nasıl yapılacağını çocuklara anlatır. Daha sonra öğretmen çocuklardan 1’den 10’a kadar saymalarını ister aynı zamanda kendisi de çocuklarla birlikte saymaya başlar. Çocuklarla birlikte saydıktan sonra etkinlik yapımına geçilir. Etkinlik bittikten sonra çocuklara sayılarla ilgili bir parmak oyunu öğretilir.


PARMAK OYUNU

VÜCUDUMUZ
İki ayağım (ayaklar yere vurulur)
İki kulağım (kulaklar elle tutulur)
Bir de burnum var (burna dokunulur)
İki kolum (kollar yana açılır ve sallanır)
İki gözüm (gözler parmakla gösterilir)
Bir de ağzım var (ağız gösterilir)

Geometrik Şekiller İle İlgili Eğitici Oyuncak Örnekleri

0 yorum

Geometrik Şekiller İle İlgili Eğitici Oyuncak Örnekleri

Öğretmen çocuklara bugünkü konunun eğitici oyuncaklar olduğunu söyler eğitici oyuncaklar hakkında çocukları bilgilendirir. Çocukların eğitici oyuncakları bilip bilmediğini sorar, çevrelerinde gördükleri nesnelerin şekillerini tanıyıp tanımadıklarını sorar. Çocuklara şekiller hakkında ipuçları verir, çocukların beyin fırtınası yapmalarını sağlar ve etkinliğe başlar.
Öğretmen çocuklara renkli renkli kesilmiş kare, daire ve üçgen kesilmiş el işi kağıtlarını dağıtır ve çocuklardan bu şekilleri kullanarak bir yüz yapmalarını ister.Öğretmen çocuklara müdahele etmez, sadece çocuklar faaliyetlerini yaparken çocuklara şekillerin ne olduğunu, neye benzediğini, etraflarında bu şekle benzer neler olduğunu sorarak çocukların bilgilerini pekiştirir.

27 Aralık 2009 Pazar

TEMEL ALIŞKANLIKLARIN KAZANDIRILMASI

0 yorum

TEMEL ALIŞKANLIKLARIN KAZANDIRILMASI

Alışkanlıklar, zamana, yönlendirmeye, özellikle de tekrara bağlı olan kazanılmış davranışlardır. Alışkanlıklar bireyin yaşadığı doğal ve toplusal çevreye uyumunu sağlayan davranışlardır. Bir alışkanlığın bir kez kazanıldıktan sonra düzeltilmesi çok güç bazen de olanaksızdır. Kazanılmasına temel oluşturan davranışlar çocuğun doğumu ile başlar, okul öncesi ve ilkokul dönemlerinde pekişmeye devam eder. Anne çocuğumu zamanında doyurmuyor, altı ıslandığı veya bir yeri ağrıdığında onu rahatlatmak için hemen harekete geçmiyorsa tüm bu tutum ve davranışlar çocuğun diğer insanları ve dış dünyayı olumsuz biçimde algılamasına yol açabilir. Alışkanlıklar, öncelikle çocuğun içinde bulunduğu dış çevre uyaranlarından aldığı etkileşimlere dayalı olarak kurulan davranış örnekleridir.
Okul öncesi dönemde çocuğa kazandırılacak temel alışkanlıklar özellikle uyku, yemek, tuvalet ve temizlik alışkanlıklarıdır.
Uyku
Pek çok anne çocuklarının belirli bir saatte yatmak istememelerinden şikayetçidir. Böyle bir durumu olan annelere yapılacak en uygun öneri her şeyden önce kendilerinin zaman fikrine sahip olmalarını gerekliliğidir.
Tüm alışkanlıkların kazanılmasında esas olan ve bireyin yaşamındaki disiplin kaynağını oluşturulan tutarlılık, iyi uyku alışkanlığının kazanılmasında da en önemli rolü oynar. Uyku zamanı, genelde tüm çocuklar, özellikle de sinirli, aşırı hassas ve duygusal çocuklar için oldukça güç bir zamandır. Çocuk uyursa annesinin kendisini terk edeceğini veya okulda unutulacağını düşünerek uyumamak için direnç gösterir. Çocukla ilişkileri bozacak ceza ve tartışmalara gitmek yerine ona güven verici bir biçimde yaklaşılması,olumlu davranış örneklerinin yerleştirilmesinde yararlı olabilecek bazı temel noktalardır.
Yemek yeme
Beslenme, çocuğun ilk temel gereksinimlerinden biridir. Annenin çocuk ağladığında ona cevap vermekte gecikmesi, tam bir işe başladığı sırada işinden alıkonulduğu için kızması ve bunu belli eden bir ses tonu ve davranış sergilemesi veya düzenli bir programla değil, canının istediği zaman yada çocuk her ağladığında onu beslemesi, daha sonraki dönemlerde olumlu yeme alışkanlığının oluşmasında sorunların ortaya çıkmasına neden olabilir. Beslenme konusunda önemli olan çocuğun her yiyeceği yemeğe zorlanmasından çok ihtiyacı olan her tür besini yemesini sağlamasıdır. Annenin aynı besin değerine sahip olan yiyecekler arasından çocuğun sevdiklerini seçmesi ile çatışmalara neden olmadan kolayca çözümlenir. Annelerin akılda tutması gereken en önemli nokta çocukların ihtiyaçları kadar yiye bilecekleri gerçeğidir. Uzmanlara göre çocukta kötü yeme alışkanlıklarının oluşumunu önlemek için bazı temel noktalara dikkat edilmesi uygun olur bu temel noktalar; çocuk kaşığı tutup ağzına götürdüğü andan itibaren kendi kendine yemesi için teşvik edilmelidir.
Yemek zamanı oyun haline getirilmemelidir. Çocuğa verilecek tüm yedek besinlerin gerçek yemek saatlerinden uzak zamanlarda verilmesine özellikle dikkat edilmelidir.
Tuvalet ve temizlik
Normal bir çocuk ikinci yaşa doğru idrarını kontrol etmeyi başarmaya başlar. Büyük tuvaletin kontrolü ise dört yaşlarında gerçekleştirilebilir.
Annesi tarafından çok erken yaşta aşırı bir titizlikle ve çok kerede çeşitli cezalarla temiz kalmaya zorlanan çocuklar, bunu güç de olsa başarsalar bile duygusal olarak daha sonraki dönemlerde taşınabilecek birtakım yaralar alabilirler. Çocuğun başlangıçta olumlu bir biçimde kazandığı alışanlıklarında birden bire değişmelerin ortaya çıktığı gözlenebilir. Örneğin; 5 yaşındaki küçük bir kız, aileye yeni bir kardeşin gelmesinden sonra altını ıslatmaya başlayabilir. Sağlıklı bir aile ortamında, zorlanmadan temel ihtiyaçların karşılanması için gerekli olan uygun davranışları kazanabilmeyi başaran çocukların, gençlik döneminin sorunlarını da daha kolay çözümleyebildikleri gözlenmiştir.


OUKL ÖNCESİ DÖNEMDE TEMEL ALIŞKANLIKLARIN KAZANDIRILMASI
Bu dönemde çocuklara temel alışkanlıkların (yemek yeme, uyku, tuvalet eğitimi) mutlaka kazandırılmış olası gerekir. Bu zamana kadar çocukların ailelerden aldığı yanlış veya eksik eğitimin bu kurumlarda düzeltilmesi ve tamamlanması gerekir. Temel alışkanlıklarını alamamış veya kazanmamış çocuklar sosyal yaşamlarında ciddi problemler yaşarlar. Örneğin: Uyku problemi olan çocuklar çok huzursu ve agresif olup sürekli ağlarlar. Ortama adapte olamazlar, arkadaşlarını da huzursuz ederler. Tuvalet eğitimini kazanamayan çocuklar, ortama uyum sağlayamaz, tuvalet kontrolünü yapamaz, kurallara uymakta sorun yaşar, etkinliklerde süreklilik sağlayamaz, sürekli ihtiyaç giderme ihtiyacı hisseder veya tam tersi tuvaletini yapsa dahi bundan rahatsızlık duymaz, arkadaşlarını rahatsız ettiğinin dahi farkına varamaz. Çocukların eğitim kurumlarına alışması, uyum sağlaması, etkinlikleri aksatmaması, etkinlikleri rahat ve huzur içerisinde tamamlayabilmesi için temel alışkanlıkları kazanmış olmalıdır. Çocuk temel alışkanlıklarını ne kadar erken kazanması çocuğun sosyal uyumu için çok önemlidir.

Kaynaştırma Eğitimi Nedir ve Önemi:

0 yorum

Kaynaştırma Eğitimi Nedir ve Önemi:
Özel eğitim gerektiren bireylerin, yetersizliği olmayan akranlarıyla birlikte eğitim öğretimlerini resmi ve özel okul öncesi, ilköğretim, orta öğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri esasına dayanan, destek eğitim hizmetlerinin sağladığı özel eğitim uygulamalarıdır. Kaynaştırma eğitimi bireyselleştirilmiş eğitim programlarıyla engelli ve normal çocukların eğitsel ve sosyal yönden bütünleşmelerini sağlayan işlemdir. Her insanda olduğu gibi engelli çocuklarda, diğer insanlarla sosyal ilişki kurmak ve bunu sürdürmek, çevresi tarafından sevgi ve değer görmek, beğenilmek, takdir edinmek, hiç kimseye ihtiyaç duymadan ve bağımlı olmadan yaşamak istemektedirler. Bu onların en doğal hakkı olduğu gibi toplumsal bütünlüğün ve kalkınmanın da temelidir. Engelli çocuklara verilen eğitimin niteliği ne kadar iyi olursa olsun, sonuçta onu içinde yaşadığı toplumun bir üyesi haline getirmiyor ve kabul görmesini sağlamıyorsa verilen eğitim işe yaramayacaktır. Bu nedenle; kaynaştırma eğitimi, her türdeki engelli çocuğun devam ettiği okullarda önemli bir hizmet alanı olarak görülmesi ve bir takım tedbirlerin alınmasını gerçekleştirmektedir.
Kaynaştırma Eğitiminin Amaçları:
Kaynaştırma eğitiminin amacını birkaç boyutta açıklamak mümkündür. Sayıları azımsanamayacak ölçüde olan özel eğitime muhtaç çocukların bir eğitim imkanına kavuşturulması kaynaştırma eğitimi programının en önemli amacıdır. Halen okula devam etmekte olup sınıf tekrarı yapmış, okuma yazmada zorlanan, öğrenme güçlüğü çeken, konuşma gelişimi ve diğer gelişimlerinde akranlarına göre sürekli gerilik gösteren öğrencilerin durumlarının belirlenmesi, okul idaresi, öğretmen ve öğrenci velilerinin bilgilendirilmesi, öğrencinin durumunun açıklığa kavuşturularak kendisine ihtiyaç duyduğu özel eğitim ve rehberliğin verilmesi, kaynaştırma eğitiminin diğer bir amacıdır. Kaynaştırma eğitiminin amaçlarını şöyle özetleyebiliriz.
—Engelli çocukların kapasitelerini, ulaşabilecekleri en üst düzeye çıkarmak,
—Kendi gereksinimlerini karşılayabilecek hale getirmek, topluma yük olmaktan kurtararak, toplum içinde uyumlu ve mutlu bireyler olmalarını sağlamak,
—Kaynaştırma eğitiminin temelinde her çocuğun farklı olduğunun yani her çocuğun kendine özgü olduğunu kabul etmektir.
—Kaynaştırma eğitiminde, engelli ya da normal olarak adlandırılan çocukların doğal ortamlarda birbirlerinden bir şeyler öğrenmeleri ve kurulan ilişkilerde birbirini eğitmeleri için bir araya getirilmeleri de amaçlanmıştır.





OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE KAYNAŞTIRMA EĞİTİMİ
Okul öncesi dönemde (0-6 yaş) çocuğunda herhangi bir engelin veya sağlık sorunun olması (fiziksel, zihinsel, görme, işitme) engelinin olması ailenin ve çocuğun bu durumu kabullenmesi çok zordur. Yaşıtlarından görsel anlamda farklı olmak, gelişimi geriden takip etmek çocuk ruh sağlığını olumsuz etkiler, aynı zamanda çocuğun da kendini arkadaşlarıyla kıyaslaması aileyi olumsuz etkiler bu nedenle ailenin bilinçli olması ve konun uzmanlarından destek alması çok önemlidir. Çocuğun toplumdan dışlanmaması, kendini soyutlamaması, kendi engelini kabullenmesi ve engelinin olmadığı alanlarda kendini geliştirmesi için çocukları kaynaştırma okullarına göndermeli, çocuğun eğitimiyle yakından ilgilenmeli ve çocuğun kendini yalnız hissetmesine fırsat verilmemelidir. Engelli çocukları topluma kazandırmak, engellerinden dolayı dışlanmalarını engellemek, onların duygularını paylaşmak, onlara her konuda yardımcı olmak için en büyük görev aile ve eğitimcilere düşer. Bu konuda ailelerin bilinçli olması, üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi, bu konuda duyarlı olması çok önemlidir.

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÖNEMİ

0 yorum

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÖNEMİ

Çocukların zihinsel ve kişilik gelişiminin% 70'i 0-6 yaş arasında tamamlanmaktadır. Bu süre içeri kazanilan davranış biçimleri, tüm yaşam boyunca devam etmektedir.
Okulöncesi eğitim, tüm Avrupa ülkelerinde, hükümet programları ve yatırımların temel hedeflerini ve odak noktalarını oluşturmaktadır.Ülkemize bakıldığında ise bu konunun üzerinde yeterince durulmadığı ve önlemlerin yetersizliği dikkati çekmektedir.Rakam vermek gerekirse, okulöncesi (örneğin, Fransa ve İsveç'te) oranı Avrupa ülkelerinde eğitim % 100'lere varmakta olup, ülkemizde ise ancak% 15'tir. Siyasi otoriteler, okul çağı çocuklarımızın sayısal değerini verirken 15 milyon olarak belirtmektedirler.Oysa, eğitim yaşında 4,5 milyon 3-6 yaş arası çocuk bulunmaktadır.Bu rakamın 20milyon olarak ifadesi sağlandığında ve Milli Eğitim Bakanlığı Bütçesi içerisinde okulöncesi çağı çocukları için ayrılan pay, okulöncesi çocuk nüfusu oranında arttırıldığında, Okulöncesi Eğitimin öneminin kavrandığı belli olacaktır.Avrupa Topluluğuna girme çabası içerisinde olduğumuz şu günlerde, çağdaşlığa giden yolun ancak çocukların eğitimi ile sağlanabileceği göz önünde tutulmalı, yatırım hedefleri saptanırken, çocukların eğitim gereksiniminin, Doğumdan başlayarak karşılanması gereksinimi öncelikle ele alınmalıdır.Bu hedefe ulaşmak için bir an önce okulöncesi Eğitimin önemine iliþkin kampanyalarla, kamuyu bilgilendirmek ve Oluşan Kamuoyu ile siyasi kararlar alınmasını sağlamak gerekmektedir. 3-6 yaş arası bilimsel olarak eğitim yaşıdır. Bu yaş gurubundaki tüm çocukların Anayasa'nın 42. Maddesinde belirtilen yararlanabilmeleri için okulöncesi eğitim kurumlarının yeterli sayıya çıkarılması konusunda çalışmalar hızlandırılmalı, özel eğitim hakkından Yatırımcılar kredilendirilmeli ve desteklenmelidir. Yapılan araştırmalara göre, okulöncesi eğitim alan çocuklar ilkokulda okuma yazmayı, bu eğitimi almayan çocuklardan% 100 daha hızlı öğrenmekte ve bu öğrenme hızı yaşam boyu sürmektedir. Öğrenmenin% 80'i okuma yolu ile olduðundan, çocuğun kitapla erken yaşta tanışması onun öğrenme hızını çok etkilemektedir.Burada da Okulöncesi Eğitimde kitapların önemi açıkça görülmektedir. Bu nedenle öncelikle ana-Babanin bilinçlendirilmesi çalışmaları önem kazanmaktadır.Ülkemizde okulöncesi eğitim kurumlarının azlığı dikkate alındığında, okul öncesi eğitimi veren ve benzeri materyalin önemi ve bunların kullanımı konusundavelilerinbilgilendirilmesininzorunluluğuaçıkçagörülmektedir.Toplumolarak, çoksevdiğimizçocuklarımız ve Geleceğimiz için en Kalıcı yatırımın eğitim olduğu bilincine vardığımızda, tüm diğer sorunlarımızın kolayca çözümlendiğini göreceğiz.Bunun için 1-7 tarihleri "Okulöncesi Eğitim Günleri" olarak gelenekselleşecektir.



OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİN ÖNEMİ
Okul Öncesi Eğitimi: Çocukların zihinsel, fiziksel, ruhsal ve psikomotor gelişimlerini desteklemesi, çocuğun günlük ihtiyaçlarını Karşılaması, çocuğu geleceğe güvenle hazırlaması ve çocuğun sosyalleşmesi için son derece önemlidir. Günümüz yaşam koşulları, çalışan anneler, tek çocuk olma, apartman hayatı, çocukların evde yalnız kalmaları, çocukların ihtiyaçlarının karşılanamaması okul öncesi eğitimi zorunlu hale getirmistir. Her çocuk kendi yaşıtlarıyla kendi yaşına uygun oyunlar oynamak, kendi Dünyasını, yaratıcılığını, oyuncaklarını kendi yaşıtlarıyla özgürce paylaşmak ister. Çocukların bu ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için çocuklara uygun ortam hazırlanmalıdır. Çocukların bu ihtiyaçlarının karşılanması için en uygun ortam okul öncesi eğitim kurumlarıdır. Çocuğun gereksinimlerinin uzman kişiler gözetiminde karşılanması, oyuncaklar, oyun alanları, öğretmenler ve en önemlisi yaşıtı arkadaşları olması, sosyalleşmesi, geleceğe güvenle hazırlanması açýsýndan Okul Öncesi Eğitim Kurumları son derece önemlidir.
 

okulöncesi Copyright 2008 All Rights Reserved Baby Blog Designed by Ipiet | All Image Presented by Tadpole's Notez